İSLAM'DA TEBLİĞ: DOĞRULARIMIZ VE YANLIŞLARIMIZ

İSLAM'DA TEBLİĞ:

DOĞRULARIMIZ VE YANLIŞLARIMIZ

Peygamberler; Allah-u Teala’nın emir ve yasaklarını, diğer insanlara tebliğ etmek ve tebliğlerini en doğru biçimde yaşayarak, örnek olmakla görevli elçilerdir. Her canlının ölümü tadacağı ayetle sabit olup(Ankebut suresi 57. ayet: Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.), bilimsel olarak ta yaşamın bir gerçeğidir.

Bu çerçevede, tebliğ vazifesi, Peygamber Efendi’mizin(S.A.V.) vefatından sonra, biz Müslüman’lara emanet edilmiştir.

Ayetle çerçevesi çizilen (Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.-Âl-i İmrân, 3/104) tebliğ görevi, bilginin devamlılığı açısından son derece kutsal bir görevdir.

Müslümanların kendi aralarında bilgi paylaşımı olmakla beraber, tebliğde hedef, Müslüman olmayanların İslam’a davet edilmesidir.

PEKI TEBLİĞ NASIL YAPILIYOR VE NASIL YAPILMALIDIR?

İslam Alemi’nin mevcut durumuna baktığımızda; büyük ölçüde şiddet, cehalet, savaşlar ve üretkenlik açısından bir uyku hali görüyoruz.

Bunun nedeni; İslam Dini’nin gerçek anlamda bilinmemesi, yanlış bilgi ve algılarla yaşanmasıdır.

Buradan çıkan sonuç; tebliğ için önce bilgi sahibi olmak gerektiğidir.

 

İslam’ı bilmek demek;

Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimiz’i(S.A.V.) bilmek ve tanımak demektir.

Bu bilgiye sahip kimi insanlara göre hareket etme mantığı, doğru bir mantık değildir. Tabi ki son derece saygıdeğer din adamları çoktur ama, her insanın bireysel olarak bu bilgilere sahip olması, daha bilimsel bir yaklaşımdır. Aksi halde, İslam Alemi’nin yukarıda belittiğimiz  olumsuz durumlardan kurtulması mümkün değildir.15 Temmuz 2016 günü, kendisine güvenilen bir sözde din adamının, ülkemize verdiği zarar ortadadır.

Bu terörist; aynı zamanda ve maalesef, İslam Dini hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan birçok insanın, dine bakış açısını da olumsuz yönde etkilemiştir.

Etrafımızda, İslam’ı iyi niyetle anlatmaya çalışan birçok insan görüyoruz.

Mesela; Allah’ın varlığı ve birliğini ‘’Lokomotifsiz tren olur mu?’’ ifadesiyle ispatlamaya çalışanları sık görüyoruz.

**Halbuki; Alak suresi 2. Ayet ‘’0, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı.’’ diyor.

Öyle olmuyor mu?

**Bakara suresi 233. Ayet ‘’Yeni doğan bebeklerin 2 yıl anne sütü ile emzirilmelerini.’’ söylüyor. Bilim de böyle söylemiyor mu?

**Yasin suresi 38.-39.-40. ayetler

-38 Güneş kendisine ait yerleşik bir düzene göre (yörüngesinde) akıp gider. Bu, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

-39 Ay için de menziller belirledik; sonunda o, hurma salkımının (ağaçta kalan) yıllanmış sapı gibi olur.

-40 Ne güneşin aya yetişip çatması uygundur ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzüp gider. Demiyor mu?

Peki, öyle değil mi? Neden bunları anlatmıyoruz? Hatta bunları neden bilmiyoruz?

Yaşanan olaylara baktığımızda; kimi Müslüman’ların bazıinsanları kafir,ateist,dinsiz..gibi ifadelerle aşağıladığını ve düşman saflarına oturttuğunu görüyoruz.

 

Ayrıca; giyim ve yaşam tarzı gibi konulardan dolayı, olumsuz ifadeler ve duygular geliştirildiğini görüyoruz.

Burada aklımıza 3 soru geliyor:

1) Düşman diye nitelediğimiz insanları, İslam’a nasıl davet edeceğiz?

2) Bizim görevimizin kutsallığı, ateist veya dinsiz insanların kurtuluşuna vesile olmak için çaba göstermekte değil mi?

3) Yüce Allah’ın yarattığı ve yaşamasına müsaade ettiği bir kulun kurtuluşundan vazgeçmek, biz Müslümanlar için ne kadar doğru bir yaklaşımdır?

İslam tarihine baktığımızda, Yüce Peygamber’imizin( S.A.V.) de katıldığı birçok savaşa şahit oluyoruz.Bazı insanlar, elbet yaptıklarında ısrar edeceklerdir. Ayrıca; saldırganlıklarından dolayı onlarla savaşmak ta gerekecektir. Ancak; her zaman Yüce Peygamber’imizin(S.A.V.) hayatını örnek almak ve O’nun gibi sabır ve hoşgörü sahibi olmak zorundayız.

 

UNUTMAYALIM Kİ; YÜCE ALLAH’IN, ÖNÜMÜZE KOYDUĞU ÖRNEK PEYGAMBER EFENDİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.V.) OLUP, TEBLİĞ KONUSUNDA, GEREKLİ SABRI VE MÜCADELEYİ O’NUN GİBİ GÖSTERİP GÖSTERMEDİĞİMİZ KONUSUNDA HESAP SORACAĞI MUHAKKAKTIR. İLGİLİ AYETİ YUKARIDA PAYLAŞMIŞTIK.

Bilimsellik ve mantıktan uzak hiçbir yaklaşım, İslam Dünya’sını olması gereken noktaya taşıyamaz.

Bu nedenle, öncelikle Kur’an-ı Kerim’i okumak ; anlamak için de Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) yaşamını öğrenmek, Müslümanlar için bir zorunluluktur.

Tüm bunlara ekleyeceğimiz sabır, hoşgörü ve sevgi dili, tebliğ vazifemizi yerine getirebilmemiz açısından temel argümanlarımız olmalıdır.

 

                                                                               ESABİL ALPER ÖZKAN

 

222
Okunma